Yazı Detayı
09 Mayıs 2015 - Cumartesi 00:55 Bu yazı 1433 kez okundu
 
TURİZM VE İLİFOS
PROF. DR. ALİ ÇAVUŞOĞLU
 
 

 


Bu yazıdaki sohbetime “Erciyes Master Planı Etki Analizi Projesi” adlı bir araştırma-inceleme projesinin girişinde yer alan ifadelerle başlamak istiyorum. Mezkur yazıda şu parlak ifadeler yer alıyor: “Hacılar çok kısa bir süre içerisinde kendini yeniden yaratacaktır. Bu durumun keyfiyet değil, zorunluluk olduğu Hacılar'la uzaktan ya da yakından ilgili tüm kesimlerce kabul edilmektedir. Bu noktada önemli olan değişimi iyi yönetebilmek ve Hacılar'ı, yıllardır korumaya çalıştığı kendisine has dokusunu bozmadan, “Türkiye'nin Davos'u” yapabilmektir. Hacılar bu anlamda, sahip olduğu ekonomik özelliklerle, çok güçlü avantajlara sahiptir. Hacılar ekonomik alanda kendini aşmış, Türkiye'ye hatta dünyaya mal olmuş bir ilçedir. Sosyal ve kültürel alanda iyi bir planlama yapıldığı, güzel projeler tasarlandığı durumda, Hacılarlılar ekonomik alandaki başarılarına benzer bir tabloyu kısa sürede sosyal ve kültürel alanda da ortaya koyacaktır. Hacılarlılar ilçeyi gerçekten “Türkiye'nin Davos'u” yapabilecek vizyon ve imkana sahiptirler.”
Bu satırları yıllar önce okuyan, Hacıları bilmeyen birini hayal edin şimdi ve yıllar sonra Kayseri'ye geldiğinde merak ettiği bu ilçeyi görmek için geldiğinde yaşadığı hayal kırıklığını. Fazla yorum yapmaya gerek yok.
Meğer Hacılarlı, zaruretlerden dolayı mağaraların önüne yaptığı, zaman içerisinde taşı kullanmadaki ustalığıyla derme çatma yaptığı, öbür mirasçılara geçince de sürekli yenilenen, yeni ilaveler yapılan, en ufak bir sarsıntıda yıkılacak olan eski evleri, yani Hacıların “tarihi dokusunu?!” korumak istiyormuş! Ve minel garaib! Bu tarihi dokuyla birlikte Türkiye'nin Davos'u olmak gibi bir iddia da var ortada. Muhtemelen Davosta da gelişmeye kentsel dönüşümle başlanmıştı ve eski evler yıkılıp yerine yeni apartmanlar dikilince dünyanın gözde mekanlarından biri oluvermişti. Memlekette yetki sahibi olanların Davos, tarih, turizm, kalkınma gibi kelimelerin içini dolduramamaları elbette hazindir. Kayseri'nin varoşlarındaki eski evlerin apartman adı altında üst üste konması nasıl kalkınma değilse, benzer bir şeyin Hacılar'da da yapılması kalkınma değildir. Yani Hacıları master plan içerisine almadan, Erciyes'in Hacılar tarafını etkin kullanma işini, Hacılar'dan başlayacak bir teleferik tesisiyle Hacılar'dan başlatmadan “Davos olma” boş bir söz olmaktan öte gidemez.
2000-3000 yıllık bir tarihi, kültürü dünyaya tanıtabilmekten, Erciyes'in doruklarındaki tarihi bir mekanı, 1. derece arkeolojik sit alanını master plan içerisinde değerlendirebilme kabiliyeti gösterememişken, hatta paraşüt atlama merkezi yapmak amacıyla yol açmayı düşünerek bu alanın daha da yok edilmesine zemin hazırlamak gibi bir gaflet içindeyken ve daha pek çok dünya çapındaki değeri değerlendirebilme becerisi gösteremezken eski evleri yıkıp apartman dikerek büyümeyi, gelişmeyi hayal etmek de elbette küçümsenmemelidir.
Burada size Kayseri'nin ya da bizzat Hacılar'ın sahiplenmesi gereken muhteşem bir değerinden söz edeceğim. Bana ayrılan yerin çoğunu yazının işgal etmesi dolayısıyla Fotoğraf vermeyeceğim, ancak internet arama motorlarına “İlifos-Kifos” yazarak İlifos'la ilgili fotoğraf ve bilgilere Vikipedi ve Lifos Yazılım sayfalarından ulaşabileceğinizi söyleyebilirim. Siz de bu fotoğraflara bakınca pek çoğunun dediği gibi “Aaaa İlifos'ta bunlar mı varmış!” diyeceksiniz muhtemelen. Evet İlifos'ta dünyada çok az dağda bulunan, çok eski ve büyük bir yerleşim alanı, bir site devlet, bir tapınak şehir, belki büyük bir karakol, kim bilir belki de daha başka bir şey bulunmaktadır. Evet kim bilir? Ben de öyle düşündüm. Kim bilir acaba dedim, araştırdım, meğer kimse pek bir şey bilmiyormuş. Bunun üzerine hayli önemli mevkilerde çalışmış birkaç kişiye sormuşlar; onlar da önemli bir şey değil canım, değerli bir yapı bulunmamaktadır, hem üstelik Bizans Roma dönemine ait eski kalıntılar…
Eee bilen böyle söylerse devlet ne yapsın, hele hele halk ne yapsın, yıkın gitsin anasını satayım… Hazine arayıcıları tahrip ediyormuş… Dağda onların peşinden gidecek değiliz ya… Zaten firenkmiş!
Oysa Türkiye, Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme'yi 14.04.1982 tarih ve 2658 sayılı Kanunla, 23.05.1982 tarih ve 8/4788 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylamış, 14.02.1983 tarih ve 17959 sayılı Resmî Gazete'de yayınlamıştır. Buna göre …Kültürel ve doğal varlıklara ilişkin mevcut uluslararası sözleşme, tavsiye ve kararların hangi halka ait olursa olsun bu eşsiz ve yeri doldurulmaz kültür varlıklarının korunmasının dünyanın bütün halkları için önemini gösterdiğini göz önünde tutarak,
Kültürel ve doğal mirasın parçalarının istisnaî bir öneme sahip olduğunu ve bu nedenle tüm insanlığın dünya mirasının bir parçası olarak muhafazasının gerektiğini göz önünde tutarak,kültürel ve doğal varlıkları tehdit eden yeni tehlikelerin vüsat ve ciddiyeti karşısında, ilgili devletin faaliyetinin yerini almamakla beraber bunu müessir bir şekilde tamamlayacak kolektif yardımda bulunarak, istisnaî evrensel değerdeki kültürel ve doğal mirasın korunmasına iştirakin, bütün milletlerarası camianın ödevi olduğunu göz önünde tutarak, bu amaçla, daimi bir temel üzerine ve modern bilimsel yöntemlere uygun olarak, istisnaî değerdeki kültürel ve doğal mirasın kolektif korunmasına matuf etkin bir sistemi kuran yeni hükümleri, bir sözleşme biçiminde kabulünün zorunlu olduğunu göz önünde tutarak, On altıncı oturumunda bu sorunun uluslararası bir sözleşme konusu yapılmasına karar vermiş olarak, 16 Kasım 1972 tarihinde bu sözleşmeyi kabul eder.
I- Kültürel ve Doğal Mirasın Tanımları
Madde 1.- Bu sözleşmenin amaçları bakımından aşağıdakiler "kültürel miras" sayılacaktır:
Anıtlar: Tarih, sanat veya bilim açısından istisnaî evrensel değerdeki mimari eserler, heykel ve resim alanındaki şaheserler, arkeolojik nitelikte eleman veya yapılar, kitabeler, mağaralar ve eleman birleşimleri.”
Merak eden ilgili sözleşmeyi açıp inceleyebilir. Buna göre Erciyes'in zirvesindeki keşiş mağaraları dahi koruma altına alınmalı, ziyaret edilecek cazip mekanlar haline getirilmelidir. Fakat burnumuzun ucundaki bir değeri değerlendiremezken taa öyle kaf dağlarına kadar da gitmeyelim. İşte gözümüzün önündeki kültür varlığının benim görebildiğim kadar ki tasviri. Gerçi devletin saygın bir kurumu burayı 1. derece arkeolojik sit alanı ilan ederek düşüncesini söylemişti. Ancak aynı saygın davranışı başkalarının göstermediği görülmektedir. Şimdi söz sırası yerinden kalkıp dağa çıkabilecek bilim adamlarında.
İşte görülenler: İlifos'un tepesi tamamen surlarla çevrilidir. Çepeçevre surların uzunluğu 1050 metredir. Temelleri hâlâ mevcut olan ve hâlen toprak içerisinde gömülü olarak 1 metre yüksekliğe sahip olan surun genişliği bazı yerlerde 1,5 metre bazı yerlerde ise 2 metre kadardır. Asırlarca tahrip edilen ve doğal olarak da yıkılan surların yüksekliğinin ise, hem iç kısımdaki hem de dış kısımdaki kalıntılardan hareketle, yaklaşık 3-4 metre civarında olduğu söylenebilir. Surlarda, yaklaşık 66 metrede bir burç bulunmaktadır. Sur üzerindeki toplam burç sayısı ise 16'dır. Uzun kenarı 350 metre, kısa kenarı 212,5 metre olan surun çevrelediği yerleşim alanı 74.375 m2'dir. Biri kuzeyde biri güneyde olmak üzere iki zirvesi bulunan İlifos'un büyük zirvesi kuzeyde, Kayseri'ye bakan zirvesidir. İki zirve arasındaki mesafe kuş uçumu yaklaşık 250 metredir.
Alan içerisindeki yapılar, bu iki zirvenin yamacında, sur diplerinden başlamak üzere yukarıdan aşağıya ve batıdan doğuya doğru sıralanmıştır.
Çok odalı yapılar ortada yer almıştır. En büyük ve çok odalı yapı ise doğu tarafına yakındır. Çoğu tek odalı olan yapı sayısı ise 100'ü geçmektedir.
Erciyes'e yakın ve dağın en alçak kısmı olan doğu tarafındaki sur dibinde dört adet su sarnıcı bulunmaktadır. İki su sarnıcının ve büyük yapının içinde hiçbir zaman suyun eksik olmaması künklerin faal olabileceğini akla getirmektedir.
Bu yapıların çeşitli zamanlarda hazine arayıcıları tarafından tahrip edildiği açıkça görülmektedir.
Yapılarda kullanılan taşların boyları 70, 67, 62, 45, 47 cm.; enleri 43, 40, 34, 32, 26, 21 cm. arasında değişmekte kalınlıkları ise 20 ila 40 cm. arasındadır. Surlarda kullanılan taşlar da hemen hemen bu ölçülerdedir. Ancak surlarda çoğunlukla daha iri ve daha küçük, işlenmemiş taşlar kullanılmıştır. Binalarda kullanılan, özellikle ana binada kullanılan taşların bu dağda bulunan taşlardan farklı özelliklere sahip olması, taşların daha başka bir yerden getirilmiş olabileceğini düşündürmektedir.
Dağın doğu ve kuzey tarafı hariç hiçbir yerinde ağaç bulunmamaktadır. Ancak son yıllarda Kayseri Valiliği ve Hacılar Kaymakamlıklarınca ağaçlandırma projeleri çerçevesinde ağaçlandırılmaktadır. Kuzey kısmı hem çok dik, hem de çayırlarla kaplı olduğundan kaygandır. Kuzey ve doğu tarafında bodur kavak ve meşe ağaçları bulunmaktadır. Kuzey-doğu tarafına doğru, artık orman hüviyeti kazanmış ağaçlarla kaplı geniş bir alan uzanmaktadır.
Bu dağın tepesinden Kayseri civarındaki, batıdan doğuya doğru geniş bir çember içerisinde kalan her tepe ve her yer, net bir şekilde görülmektedir.
Sadece İlifos üzerinde değil, hemen karşısında, kuzeyinde yer alan Peri Kartını, kuzey-batısında yer alan Büyük Kartın (Selimiye Kartını), yine kuzey-batısında yer alan Evliya Dağı, kuzey-batısında yer alan Sesli, Göller Dağı, Kükürt ve Yılanlı dağları üzerinde de çok eski yerleşim alanı kalıntıları bulunmaktadır. Bu dağların hemen hepsinin de zirvesinde veli zatların yaşam alanları ve mezarları bulunmaktadır. Erciyes'in zirvesinin de keşişler tarafından kullanıldığına daha önce değinilmişti.
Şimdi bize düşen görev bu medeniyet ve kültür varlıklarını evvelemirde korumak; sonra da kültür, tarih, doğa turizmi çerçevesinde en kârlı bir şekilde onlardan faydalanmanın yollarını bulmaktır.

 
Etiketler:
Yorumlar
Haber Yazılımı