Yazı Detayı
11 Mayıs 2017 - Perşembe 14:46 Bu yazı 1287 kez okundu
 
BAHARLA GELEN BAĞCILIK ve HACILAR
Eğitimci - Yazar Ahmet BAKTIR
 
 

Bağcılık kültürü Kayseri'de çok eski zamanlardan beri süre gelen bir gelenektir. Konar-göçer Türkmen yaşayışın bir devamı olan Hacılar bölgesi de bulunduğu yer ve coğrafi şartları nedeniyle bağcılık kültürünün en çok yaygın olduğu bir bölgedir. Bu bölgede bulunan Uluyer, Erenler, Çarık, Sütbaşı, Sakar, Eşmecik, Hasandağ, Beğendik gibi bağları Erciyes'le bütünleştirdiğimizde görüntü anlamında kartpostallık görüntüler oluşturmaktadır.Şehir hayatının stresinden, gürültüsünden, kalabalığından, hava kirliliğinden sıkılan ve bunalanlar için huzur mekânıdır bağlar. Bu anlamda yakın zamanı istisna tutarsak sene boyu dinlenme tatili yapmadan çalışan Kayserililer için bulunmaz bir nimet olmuştur bağlar. Son zamanlarda kısmen ekonomik düzeyin yükselmesi, kısmen de gezilecek ve piknik yapılacak alanların çoğalması sebebiyle şehir hayatı yaşayan insanlar hafta sonlarında alternatif gezi ve piknik alanlarını da değerlendiriyorlar. Bağı, bahçesi olanlar ise genelde bağlarını tercih ediyor veya bugünler itibariyle iş icabı etmek zorunda kalıyorlar. Havaların ısınmaya ve tabiatın canlanmaya başladığı mart ayının sonu ve nisan ayının girmesiyle birlikte bağlarda bir hareketlilik göze çarpmaktadır. Her nimetin bir külfeti var misali, önceleri ekonomik değeri için, son zamanlarda sayfiye amaçlı kullanılan bağların bağ olabilmesi için emek vermek gerekiyor. Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur misali, günlere ve tarihlere yayılmış yoğun bir çalışma gerektiriyor. Hatta bakımsız bağlara “Hozan Bağ” tabiri kullanılıyor, komşu ve akrabalar tarafından sıcak bakılmıyor. Nazı geçerse “Bak evlat bu bağa bakmazsan atalarının kemikleri sızlar” gibi duygusal uyarılarda da bulunuluyor.
Bağlarda mart ayının son haftası ile beraber hareketlilik başladı. Bu hafta sonu itibariyle ben de bağlarda zorunlu olarak mesai yapanlardandım. Hafta sonu iki günün birinde bahçede çalışmanın, birinde ise kaçamak yaparak doğada gezmenin bedenen yorgunluğu, ama zihnen dinlenmenin verdiği huzur ile bu yazıyı yazıyorum. Pazar yapmış olduğum gezinti esnasında abartısız bütün bahçelerde, şenlik havasında, hummalı bir çalışmaya şahit oldum. Havaların iyi olması, kıska mevsiminin gelmiş olması, yaşlıların tabiriyle toprağın tava gelmesi sebebiyle herkes çalışıyordu. Kimi çift sürüyor, kimi kıska dikiyor, kimisi de yemek hazırlıyor. Hatta Pazar akşamı Hacılar Kültür Sitesinde yapılan bir programa beklenen katılımın olmaması üzerine katılımcılardan birinin tabiriyle “Mustafa Alan Başkan bizi kurtardı” diyor. Sözün ustalarından Mustafa Alan Başkan program esnasında bir fırsat yakalar ve halk tabiriyle taşı gediğine koyar; “Sayın Vekilim salon aslında dolardı, ama mevsim gereği hemşerilerimiz bugün bağlara kıska dikmeye gitti, akşama kadar çalıştılar ve yorgun oldukları için gelemediler” der.
Geçmişten günümüze “bağ görümü” diye tabir ettiğimiz bağcılığı, edindiğim bazı tespitlerle karşılaştırmalı olarak sizlerle paylaşmak isterim. Eskiden bu mevsimde bağlara onlarca atlı, eşekli ve yayalarla sohbet ederek gidilirdi. Şimdilerde arabalarla gidiyoruz. Bir başka tabirle eskiden her evde en az bir binek ve süt hayvanı varken, şimdi en az bir araba var. İki gün içerisinde bir eşekliye, iki atlıya rastladım, yüzlerce arabaya. Eskiden bağları süren atlılar, gördüren bağ vatlar ve onlara bağlı ırgatlar vardı, şimdi yok denecek kadar az. Eskiden ırgatların bellerinin ve hayvanlarının sesleri olurdu, şimdilerde motor sesleri var. “Delikli demir çıktı, mertlik bozuldu” misali, bağ sürme motorları çıktı bağ vatlıkta yok oldu.
Son olarak güz mevsiminde ağaç kesme hızarlarının sesi, bahar mevsiminde çapa motorlarının gürültüsü olsa da her şeye rağmen bağlarımız güzel diyorum. Temiz havası, renk renk açan ağaçları, meyveleri, çiçekleri, sabahtan akşama kadar, hatta gecelerinde de öten kuşları ile bir başkadır bağlarımız. Birde Erciyes'i dâhil edersek güzelden öte “Harika benim sevdam olan HACILARIM” derim.

 
Etiketler:
Yorumlar
Haber Yazılımı