Yazı Detayı
09 Mayıs 2015 - Cumartesi 00:58 Bu yazı 3006 kez okundu
 
ÜÇ OLAY VE YORUMU
İ. NECMETTİN NURSAÇAN
 
 

A)Ashab-ı Kiramdan Cerir b. Abdullah, hizmetçisine bana bir at satın al diye görevlendirir. O da pazarda at satan birinden 200 dirheme bir at satın alıp gelir.
Cerir -kaça aldın bu atı?
-200 dirheme satın aldım
-Git, atını satın aldığın kişiyi buraya getir!
Hizmetçi gider atını satın aldığı kişiyi getirir.
Cerir –Bu atı 200 dirheme mi sattın?
-Evet
Cerir – Ben daha fazlaya alabilirim, 400 dirheme satın alırım.
- Ben de teşekkür ederim, ihtiyacım vardı. Rızamla 200'e satmıştım.
Cerir – Ben daha fazlaya 600'e satın alabilirim
- Ben de teşekkür ederim.
Cerir – Ben 800'e satın alabilirim. Orada bulunanlar, adam 200'e satmış, sen durmadan artırıyorsun dediklerinde;
Cerir – Evet! Ben şunun için artırıyorum. Bu at benim olsaydı, ben 800 den aşağıya satmazdım. Biz Peygamber Aleyhisselama biyat ederken “kendimize yapılmasını uygun görmediğimizi başkasına yapamamak üzere söz vermiştik.!
İşte iman budur, İslam budur. Yoksa fırsatını bul, dardaki insanı sıkboğaz et elinden malını almak değildir. Muhammedül Emin bağlılarıyız. Özde, sözde doğruluk şaşmaz prensibimiz olmalıdır.

İnsana sadakat yaraşır, görse de ikrah
Doğruların yardımcısıdır, Hz. Allah
Güzel düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma
Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma

B) Hollanda da çalışan bir gurbetçimiz cezaevine düşer. Cezaevinde yöneticilere öfkelenerek açlık grevine başlar. Yemeyeceğim, içmeyeceğim, öleceğim bu adamları protesto edeceğim der. Cezaevi yetkilileri arkadaşını getirirler dinlemez. Doktoru getirirler dinlemez, psikiyatrisi getirirler dinlemez.
Birileri bu adam camiye giderdi, imamı getirin derler. Şimdi ben imamdan naklediyorum:
Cezaevi müdürü geldi. Cemaatinden filan kişi bizdedir, lütfen beraber gidelim. Belki siz söz anlatabilirsiniz dedi.
Cezaevine vardık. Vatandaşımızla baş başa kaldım. Bir saat dil döktüm. Dinlemedi. Hocam! Tatlı canına eziyet etme. Ben yemeyi, içmeyip öleceğim ve bu adamları protesto edeceğim deyince;
- Pekiyi arkadaş! Ben gidiyorum. Bu adamlar son ümit beni getirdiler. Ben dışarıya çıkıp başarılı olamadım diyeceğim, onlar ne diyecek?
- Türklerin dinlerinin bir değeri olsaydı, din görevlilerinin itibarı olsaydı bu adam dinlerdi. Ne din görevlilerinin, ne de dinlerinin bir değeri yokmuş diyecekler.
İntihar edip Allah'ı gücendiriyorsun. Allah'ın Elçisini gücendiriyorsun. Aziz milletimizin ve medeniyetimizin şerefine gölge düşürüyorsun. Deyince;

- Hocam! Alır yerimden vurdun bir inat uğruna Allah'ı, Resulünü nasıl gücendiririm, milletimin şerefine nasıl gölge düşürürüm, grevden vazgeçiyorum dedi.
Dışarıya çıktım, grev bitmiştir deyince cezaevi müdürü boynuma sarıldı. Tekrar tekrar teşekkür etti.
Evet! Sadece o vatandaşımızın davranışları İslama, milletimize, medeniyetimize fatura edilmez. Hepimizin davranışı fatura edilir. Yapacağımız eylemlerimizde bu sorumluluğu taşımalı değil miyiz?

C) Almanyada bulunan bir imamla aramızda şu konuşma geçti.
Görevlimizin camisinin yakınında kilise vardı.
-Papazla görüşüyor musun?
-Evet. Geçenlerde papaza Kuran-ı Kerim hediye ettim. Doğrusu okumasını beklemiyorum. Hatır için aldığını düşünüyordum. Okumuş, etkilenmiş hatta bana teşekkür etti .Kitabımızda iki ayet beni çarptı, yani çok etkiledi.
-Hangi ayetlermiş onlar?

1-“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki candan bir dost olur.” Fussılet-34
2-“Biz insana şah damarından daha yakınız.” Kaf-16

Evet! Allahın mülkünde yaşıyoruz. Onun nimetleriyle besleniyoruz. O görüyor, O biliyor. Yaptıklarımızdan Onun huzurunda hesaba çekileceğiz.
Sarayın Sultanıyız. Kâinatın göz bebeğiyiz. Her şeyi bizim hizmetimize verdi ki Onu bilelim, Ona kul olalım, Onun kullarına hizmet, şefkat ve merhamet edelim diye! Papazı etkileyen bu ayetler bizi öylesine etkiler ki bu etkileşim sadece gönülde kalmaz, gönlün hayatta kendini gösteren aksiyon haline gelir.

 
Etiketler:
Yorumlar
Haber Yazılımı