Av. Dilek ÇAVUŞOĞLU
Köşe Yazarı
Av. Dilek ÇAVUŞOĞLU
 

DÖVİZ KURUNDAKİ ARTIŞLAR VE KİRA SÖZLEŞMELERİNİN UYARLANMASI

Döviz kurundaki ani yükselişler, tüketim ve üretim piyasasındaki fiyat artışları ve enflasyonun hızla yükselmesi ülkemizde ciddi ekonomik sorunlara neden olmuştur. Özellikle döviz kurundaki beklenmedik orandaki yükseliş ham madde temininden üretime üretimden serbest piyasaya kadar tüm sektörleri olumsuz etkilemiştir. Döviz üzerinden yapılan kira sözleşmeleri, ithalat, ihracak ve iç piyasada ekonomik sorunların öngörülemez şekilde artışına neden olmuştur. Sözleşmerin ekonomik durumlardaki değişime göre revize edilmesi hususu ise ülkemizin her bölgesinde ve her seköründe gündeme gelmiş olup; sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasına ilişkin yasal düzenleme ve hakların tartışılması gerekmektedir. Bu kapmamda kira artışları üzerinden açıklama yaparak konuyu aydınlatmaya çalışalım. Kira bedelleri tarafların özgür ortak iradesi ile belirlenebilmektedir. Ancak kiranın yenilenmesi durumunda veya değişen koşullar nedeniyle kira bedelinin belirlenmesinde taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde karar yargı mercii tarafından verilecektir. Buna göre Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesine göre; “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.” Maddenin devamında taraflar arasında bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda yeni kira yılındauygulanacak kira bedeli hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenecektir. Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin düzenleme getiren maddenin son fıkrasında ise aşırı ifa güçlüğü yani sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması hususunda da açıklama getirilmiştir. Düzenlemeye göre; “Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır.” Türk Borçlar Kanunu'nun aşırı ifa güçlüğünü düzenleyen 138. maddesi gereğince sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum meydana gelir ve bu olağanüstü durum borçludan yani kiracıdan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ise sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olan olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede kiracı aleyhine değiştirir ve kiracı da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa kiracı hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeyi fesh etme hakkına sahiptir. Bu düzenleme yabancı para borçlarında yani döviz üzerinden belirlenen kira sözleşmelerinde de uygulanabilecektir. Yasal düzenlemeler incelendiğinde ülkemizde döviz kurundaki ani artış nedeniyle aşırı ifa güçlüğü yaşan kiracıların hakimden sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Konuyu tacirler bakımından değerlendirecek olursak bilindiği üzere tacir sıfatını haiz kişilerin basiretli davranma yükümlülükleri bulunmaktadır. Yargı kararlarında ekonomik krizlerin tacirler tarafından öngörülmesi gerektiği bu nedenle uyarlanma isteme haklarının bulunmadığı yönünde görüşler bulunmaktadır. Somut olay göre yargı organlarının uygulaması değişebilmektedir. Bu konuda hukuki destek alınmasında yarar bulunmaktadır.
Ekleme Tarihi: 12 Nisan 2022 - Salı
Av. Dilek ÇAVUŞOĞLU

DÖVİZ KURUNDAKİ ARTIŞLAR VE KİRA SÖZLEŞMELERİNİN UYARLANMASI

Döviz kurundaki ani yükselişler, tüketim ve üretim piyasasındaki fiyat artışları ve enflasyonun hızla yükselmesi ülkemizde ciddi ekonomik sorunlara neden olmuştur. Özellikle döviz kurundaki beklenmedik orandaki yükseliş ham madde temininden üretime üretimden serbest piyasaya kadar tüm sektörleri olumsuz etkilemiştir. Döviz üzerinden yapılan kira sözleşmeleri, ithalat, ihracak ve iç piyasada ekonomik sorunların öngörülemez şekilde artışına neden olmuştur. Sözleşmerin ekonomik durumlardaki değişime göre revize edilmesi hususu ise ülkemizin her bölgesinde ve her seköründe gündeme gelmiş olup; sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasına ilişkin yasal düzenleme ve hakların tartışılması gerekmektedir. Bu kapmamda kira artışları üzerinden açıklama yaparak konuyu aydınlatmaya çalışalım.
Kira bedelleri tarafların özgür ortak iradesi ile belirlenebilmektedir. Ancak kiranın yenilenmesi durumunda veya değişen koşullar nedeniyle kira bedelinin belirlenmesinde taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde karar yargı mercii tarafından verilecektir. Buna göre Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesine göre; “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.” Maddenin devamında taraflar arasında bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda yeni kira yılındauygulanacak kira bedeli hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenecektir. Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin düzenleme getiren maddenin son fıkrasında ise aşırı ifa güçlüğü yani sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması hususunda da açıklama getirilmiştir. Düzenlemeye göre; “Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır.”
Türk Borçlar Kanunu'nun aşırı ifa güçlüğünü düzenleyen 138. maddesi gereğince sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum meydana gelir ve bu olağanüstü durum borçludan yani kiracıdan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ise sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olan olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede kiracı aleyhine değiştirir ve kiracı da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa kiracı hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeyi fesh etme hakkına sahiptir. Bu düzenleme yabancı para borçlarında yani döviz üzerinden belirlenen kira sözleşmelerinde de uygulanabilecektir.
Yasal düzenlemeler incelendiğinde ülkemizde döviz kurundaki ani artış nedeniyle aşırı ifa güçlüğü yaşan kiracıların hakimden sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Konuyu tacirler bakımından değerlendirecek olursak bilindiği üzere tacir sıfatını haiz kişilerin basiretli davranma yükümlülükleri bulunmaktadır. Yargı kararlarında ekonomik krizlerin tacirler tarafından öngörülmesi gerektiği bu nedenle uyarlanma isteme haklarının bulunmadığı yönünde görüşler bulunmaktadır. Somut olay göre yargı organlarının uygulaması değişebilmektedir. Bu konuda hukuki destek alınmasında yarar bulunmaktadır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve hacilarhabergazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.