AHMET TANDOĞAN
Köşe Yazarı
AHMET TANDOĞAN
 

ORTA ANADOLU KAPANDI, KAYSERİ SANAYİSİ İÇİN BİR YOL DAHA AÇILDI

ORTA ANADOLU KAPANDI, KAYSERİ SANAYİSİ İÇİN BİR YOL DAHA AÇILDI Kayseri sanayisi için asıl tehlike fabrikaların kapanması mı, yoksa sanayicinin geleceğe olan inancını kaybetmesi mi? Kayseri’nin köklü sanayi kuruluşlarından Orta Anadolu’nun üretimini sonlandırma kararı, sıradan bir şirket haberi olarak görülmemeli. Çünkü burada kapanan yalnızca bir fabrika değil. Burada, yıllardır üretim yapan, istihdam sağlayan, ihracat gerçekleştiren ve Kayseri sanayisinin önemli markalarından biri haline gelmiş köklü bir kuruluşun aldığı zor bir karar söz konusu. Firma tarafından yapılan açıklamada, mevcut ekonomik şartlar ve dünya rekabetine ayak uyduramamanın bu kararın temel nedenleri arasında gösterilmesi ise üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor. Çünkü Kayseri sanayicisinin bugün yaşadığı sıkıntıları herkes biliyor. Ama nedense herkes açıkça konuşmuyor. Belki de konuşmaya çekiniyor. ASIL TEHLİKE PSİKOLOJİK Sanayicilik sadece para kazanmak değildir. Fabrika kurmak, işçi çalıştırmak, üretim yapmak ve yıllarca o işletmenin ayakta kalması için mücadele etmek bir yaşam biçimidir. Kayseri’de birçok sanayici, geçmişte de zor dönemlerden geçti. Kimi zaman zarar etti. Kimi zaman bankalara borçlandı. Kimi zaman elindeki sermayeyi başka alanlarda değerlendirse daha rahat edeceğini düşündü. Ama yine de fabrikasının kapısını kapatmadı. Çünkü “Bugün zor ama yarın düzelecek” dedi. “Bu ülkenin üretime ihtiyacı var” dedi. “Bu şehirde istihdam sağlamak gerekiyor” dedi. Ve üretmeye devam etti. İşte bugün tehlikeli olan nokta tam da burada başlıyor. Orta Anadolu’nun kapanması, bazı sanayicilerde şu düşüncenin oluşmasına neden olabilir: “Orta Anadolu bile dayanamadıysa, biz neden dayanıyoruz?” Bu düşünce yaygınlaşırsa mesele artık tek tek firmaların ekonomik durumu olmaktan çıkar. Bir güven problemine dönüşür. “BİZ DE ÜRETİMDEN ÇEKİLELİM” DENİRSE… Bugün büyük ya da küçük bir sanayici, gelecekte işlerin düzeleceğine inanıyorsa zarar etmeyi göze alabilir. Ama geleceğe dair umut azalırsa hesap değişir. “Biraz daha dayanayım, şartlar düzelir” düşüncesinin yerini, “Daha fazla zarar etmeden çıkayım” düşüncesi alabilir. İşte Kayseri açısından asıl korkulması gereken senaryo budur. Çünkü bir fabrikanın kapanması sadece o fabrikanın çalışanlarını ilgilendirmez. Tedarikçiyi, nakliyeciyi, esnafı, bankayı, yan sanayiyi ve dolayısıyla şehrin tamamını etkileyebilir. Bir fabrikanın çarklarının durması, başka çarkların da yavaşlamasına neden olabilir. PEKİ HERKES FABRİKASINI KAPATABİLİR Mİ? Elbette hayır. “Üretimi bırakalım” demek kolay, üretimi bırakmak ise o kadar kolay değil. Çalışanların kıdem ve diğer yasal hakları var. Tedarikçilere borçlar var. Bankalara yükümlülükler var. Piyasaya verilen çekler, senetler ve ticari sorumluluklar var. Yıllarca oluşturulmuş ticari ilişkiler var. Dolayısıyla bugün “Ben artık üretim yapmayacağım” diyen her sanayicinin ertesi gün fabrikasının kapısına kilit vurması mümkün değil. Ama şu soruyu sormak gerekiyor: Kayseri’de ekonomik olarak bu çıkışı gerçekleştirebilecek kaç firma var? Bunu bugün kimse bilmiyor. Belki de bilmek istemiyor. KAYSERİ’NİN KANAAT ÖNDERLERİ BU TABLOYU GÖRÜYOR MU? Şimdi asıl sorumluluk Kayseri’nin siyasetçilerine, iş dünyasına, kanaat önderlerine ve ilgili kurumlarına düşüyor. Orta Anadolu’nun kapanması bir alarm olarak görülmeli mi? Bence evet. Çünkü mesele sadece bugün kapanan bir fabrikanın hesabını yapmak değil. Mesele, yarın başka fabrikaların kapanmasını engelleyecek ortamı oluşturabilmek. Sanayiciye “Üretmeye devam et” demek tek başına yeterli değil. Sanayicinin neden üretmeye devam etmesi gerektiğini de göstermek gerekiyor. Önünü görebileceği bir ekonomik ortam, finansmana erişim, rekabet gücü, enerji maliyetleri, işçilik maliyetleri, ihracat imkanları ve üretimin sürdürülebilirliği konusunda somut adımlar gerekiyor. BUGÜN SESSİZ KALINIRSA YARIN GEÇ OLABİLİR Kayseri yıllardır üretim kültürüyle övünen bir şehir. Sanayicisiyle, işçisiyle, esnafıyla üretmeyi bilen bir şehir. Fakat üretim kültürünün devam edebilmesi için sadece geçmişte kazanılmış başarılarla yetinmek mümkün değil. Bugünün şartlarında sanayicinin ayakta kalmasını sağlayacak yeni politikalar gerekiyor. Orta Anadolu’nun kapanması belki bugün için tek bir firmanın aldığı ekonomik bir karardır. Ama bunun Kayseri sanayisinde oluşturacağı psikolojik etkiyi küçümsememek gerekir. Çünkü bir sanayicinin fabrikasını kapatması kadar tehlikeli olan başka bir şey vardır: Diğer sanayicilerin de “Artık üretmenin anlamı yok” diye düşünmeye başlaması. İşte o zaman mesele bir fabrikanın kapanması olmaktan çıkar. Kayseri sanayisinin geleceği tartışılmaya başlanır. Şimdi soruyorum: Kayseri’nin siyasetçileri, iş dünyası ve kanaat önderleri bu tehlikenin ne kadar farkında? Ve daha önemlisi… Başka fabrikaların da aynı yolu seçmemesi için ne yapılacak? Çünkü bazı durumlarda bir fabrikanın kapanmasını engellemekten daha önemli olan, kapanma düşüncesinin sanayicinin zihninde normalleşmesini engellemektir. Kayseri’nin bugün buna ihtiyacı var. Daha fazla üretime, daha fazla güvene ve geleceğe dair daha güçlü bir umuda…
Ekleme Tarihi: 12 Eylül 2026 -Cumartesi
AHMET TANDOĞAN

ORTA ANADOLU KAPANDI, KAYSERİ SANAYİSİ İÇİN BİR YOL DAHA AÇILDI

ORTA ANADOLU KAPANDI, KAYSERİ SANAYİSİ İÇİN BİR YOL DAHA AÇILDI
Kayseri sanayisi için asıl tehlike fabrikaların kapanması mı, yoksa sanayicinin geleceğe olan inancını kaybetmesi mi?
Kayseri’nin köklü sanayi kuruluşlarından Orta Anadolu’nun üretimini sonlandırma kararı, sıradan bir şirket haberi olarak görülmemeli.
Çünkü burada kapanan yalnızca bir fabrika değil.
Burada, yıllardır üretim yapan, istihdam sağlayan, ihracat gerçekleştiren ve Kayseri sanayisinin önemli markalarından biri haline gelmiş köklü bir kuruluşun aldığı zor bir karar söz konusu.
Firma tarafından yapılan açıklamada, mevcut ekonomik şartlar ve dünya rekabetine ayak uyduramamanın bu kararın temel nedenleri arasında gösterilmesi ise üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor.
Çünkü Kayseri sanayicisinin bugün yaşadığı sıkıntıları herkes biliyor.
Ama nedense herkes açıkça konuşmuyor.
Belki de konuşmaya çekiniyor.
ASIL TEHLİKE PSİKOLOJİK
Sanayicilik sadece para kazanmak değildir.
Fabrika kurmak, işçi çalıştırmak, üretim yapmak ve yıllarca o işletmenin ayakta kalması için mücadele etmek bir yaşam biçimidir.
Kayseri’de birçok sanayici, geçmişte de zor dönemlerden geçti.
Kimi zaman zarar etti.
Kimi zaman bankalara borçlandı.
Kimi zaman elindeki sermayeyi başka alanlarda değerlendirse daha rahat edeceğini düşündü.
Ama yine de fabrikasının kapısını kapatmadı.
Çünkü “Bugün zor ama yarın düzelecek” dedi.
“Bu ülkenin üretime ihtiyacı var” dedi.
“Bu şehirde istihdam sağlamak gerekiyor” dedi.
Ve üretmeye devam etti.
İşte bugün tehlikeli olan nokta tam da burada başlıyor.
Orta Anadolu’nun kapanması, bazı sanayicilerde şu düşüncenin oluşmasına neden olabilir:
“Orta Anadolu bile dayanamadıysa, biz neden dayanıyoruz?”
Bu düşünce yaygınlaşırsa mesele artık tek tek firmaların ekonomik durumu olmaktan çıkar.
Bir güven problemine dönüşür.
“BİZ DE ÜRETİMDEN ÇEKİLELİM” DENİRSE…
Bugün büyük ya da küçük bir sanayici, gelecekte işlerin düzeleceğine inanıyorsa zarar etmeyi göze alabilir.
Ama geleceğe dair umut azalırsa hesap değişir.
“Biraz daha dayanayım, şartlar düzelir” düşüncesinin yerini,
“Daha fazla zarar etmeden çıkayım”
düşüncesi alabilir.
İşte Kayseri açısından asıl korkulması gereken senaryo budur.
Çünkü bir fabrikanın kapanması sadece o fabrikanın çalışanlarını ilgilendirmez.
Tedarikçiyi, nakliyeciyi, esnafı, bankayı, yan sanayiyi ve dolayısıyla şehrin tamamını etkileyebilir.
Bir fabrikanın çarklarının durması, başka çarkların da yavaşlamasına neden olabilir.
PEKİ HERKES FABRİKASINI KAPATABİLİR Mİ?
Elbette hayır.
“Üretimi bırakalım” demek kolay, üretimi bırakmak ise o kadar kolay değil.
Çalışanların kıdem ve diğer yasal hakları var.
Tedarikçilere borçlar var.
Bankalara yükümlülükler var.
Piyasaya verilen çekler, senetler ve ticari sorumluluklar var.
Yıllarca oluşturulmuş ticari ilişkiler var.
Dolayısıyla bugün “Ben artık üretim yapmayacağım” diyen her sanayicinin ertesi gün fabrikasının kapısına kilit vurması mümkün değil.
Ama şu soruyu sormak gerekiyor:
Kayseri’de ekonomik olarak bu çıkışı gerçekleştirebilecek kaç firma var?
Bunu bugün kimse bilmiyor.
Belki de bilmek istemiyor.
KAYSERİ’NİN KANAAT ÖNDERLERİ BU TABLOYU GÖRÜYOR MU?
Şimdi asıl sorumluluk Kayseri’nin siyasetçilerine, iş dünyasına, kanaat önderlerine ve ilgili kurumlarına düşüyor.
Orta Anadolu’nun kapanması bir alarm olarak görülmeli mi?
Bence evet.
Çünkü mesele sadece bugün kapanan bir fabrikanın hesabını yapmak değil.
Mesele, yarın başka fabrikaların kapanmasını engelleyecek ortamı oluşturabilmek.
Sanayiciye “Üretmeye devam et” demek tek başına yeterli değil.
Sanayicinin neden üretmeye devam etmesi gerektiğini de göstermek gerekiyor.
Önünü görebileceği bir ekonomik ortam, finansmana erişim, rekabet gücü, enerji maliyetleri, işçilik maliyetleri, ihracat imkanları ve üretimin sürdürülebilirliği konusunda somut adımlar gerekiyor.
BUGÜN SESSİZ KALINIRSA YARIN GEÇ OLABİLİR
Kayseri yıllardır üretim kültürüyle övünen bir şehir.
Sanayicisiyle, işçisiyle, esnafıyla üretmeyi bilen bir şehir.
Fakat üretim kültürünün devam edebilmesi için sadece geçmişte kazanılmış başarılarla yetinmek mümkün değil.
Bugünün şartlarında sanayicinin ayakta kalmasını sağlayacak yeni politikalar gerekiyor.
Orta Anadolu’nun kapanması belki bugün için tek bir firmanın aldığı ekonomik bir karardır.
Ama bunun Kayseri sanayisinde oluşturacağı psikolojik etkiyi küçümsememek gerekir.
Çünkü bir sanayicinin fabrikasını kapatması kadar tehlikeli olan başka bir şey vardır:
Diğer sanayicilerin de “Artık üretmenin anlamı yok” diye düşünmeye başlaması.
İşte o zaman mesele bir fabrikanın kapanması olmaktan çıkar.
Kayseri sanayisinin geleceği tartışılmaya başlanır.
Şimdi soruyorum:
Kayseri’nin siyasetçileri, iş dünyası ve kanaat önderleri bu tehlikenin ne kadar farkında?
Ve daha önemlisi…
Başka fabrikaların da aynı yolu seçmemesi için ne yapılacak?
Çünkü bazı durumlarda bir fabrikanın kapanmasını engellemekten daha önemli olan, kapanma düşüncesinin sanayicinin zihninde normalleşmesini engellemektir.
Kayseri’nin bugün buna ihtiyacı var.
Daha fazla üretime, daha fazla güvene ve geleceğe dair daha güçlü bir umuda…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve hacilarhabergazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.